• 22nd July
    2014
  • 22
  • 22nd July
    2014
  • 22
"22 senelik arkadaşımın oğlunu" kucağıma aldım ya, huzur eşiğim öyle bir yükseldi ki bundan sonra kolay kolay huzurlanamayacağımdan şüpheleniyorum, huzursuzlanamayacağımdan da.
Nasıl anlatsam, şimdiye kadar mutluluk sandığım şeylerin çoğunun toplamına bedel bir andı o an. Ya, bu fotoğrafı tüm dünyaya haykırasım var.

"22 senelik arkadaşımın oğlunu" kucağıma aldım ya, huzur eşiğim öyle bir yükseldi ki bundan sonra kolay kolay huzurlanamayacağımdan şüpheleniyorum, huzursuzlanamayacağımdan da.

Nasıl anlatsam, şimdiye kadar mutluluk sandığım şeylerin çoğunun toplamına bedel bir andı o an.

Ya, bu fotoğrafı tüm dünyaya haykırasım var.

  • 20th July
    2014
  • 20

İnsanın işi gücü trip, hiç geçmeyen meymenetsizliklerimizi yok ergenlik çağı, aman orta yaş bunalımı, oo menopoz, “n’apıcan yaşlılık işte” falan diye dilimlere ayırıyoruz da.. Ya bırak, kronik itlik işte hepimizinki.

  • 19th July
    2014
  • 19

Bana bir keresinde ne demiştin hatırlıyor musun?
Ben hatırlamıyorum. Dinlemiyordum çünkü.

  • 19th July
    2014
  • 19

- KİTAP ÖNERİSİ -

"Yaa hiç bitmesin" diyerek - pudingi hemen bitmesin diye çay kaşığıyla azıcık azıcık yiyen zavallı kız çocuğu misali - 10’ar sayfa 15’er sayfa okuya okuya ilerlediğim kitap ne yazık ki bitti. Eğer psikolojiye meraklıysanız, 300 küsür sayfa olmasına rağmen bir oturuşta hepsini okuyabileceğiniz akıcılıkta, yaşanmış sıradışı vakaları anlatan küçük hikayecikler şeklinde derlenmiş bir kitap: Bir Psikiyatristin Gizli Defteri, orjinal adıyla The Other Side of the Couch.

Pek sevgili anneannesini alzheimer yüzünden kaybetmiş bir insan olarak Dr. Gary Small’un alzheimer ve hafıza geliştirme teknikleri üzerine yazdıklarını 3 sene önce okumuştum. Kendisinden çok hoşlandığım için diğer kitaplarına da yöneldim ve bunu yaptığım için pişman olmadım da. Herifcan adeta bir Freud manyağı ve tespitleri beni öldürüyor. Elimde o kitapla kaç defa “Lan ya, ulan ya” diyerek boşluğa baktığımı hatırlamıyorum.

Dr. Small kitabı 2010’da yazmış ve kitap 2013 senesinin Şubat ayında NTV Yayınları tarafından Türkiye’de yayınlanmış, şu an 29. baskısında. Evet 1 sene içinde tam 29 baskı devirmiş yazar-psikiyatristimiz. Ve 2013’ün Ekim’inde İstanbul Kitap Fuarı’na da gelmiş, ben çok geç kalmışım.

Kitap boyunca erotomaniden dismorfofobiye, bipolardan kitle histerisine bir sürü vakaya dair örnekler anlatılıyor ve doktorun mesleğine ilk başladığı günlerden, yani 80’lerden 2008 senesine kadar ilerleyen bir süreçten bahsediliyor - dolayısıyla seneler ilerledikçe Gary’nin kendi alanında nasıl uzmanlaştığını da fark etmiş oluyorsun. Yani yazarlığa merak saran çoğu kafa doktorunun aksine “Ben o zamanlar toydum tabii” bilinci mevcut. Her hikayesi kendi başarılarını övmek amacıyla yazılmamış. Bu da okuyucunun kendisine normalden daha yoğun bir güven duymasına vesile oluyor.

image
Konuyla alakasız olmasına rağmen araya sıkıştırdığı minik tespitler sayesinde [Şekil A1’de olduğu gibi] sık sık “Ohaaa, cidden” demene de sebep oluyor. Yani bir kitaptan keyif almanın yanısıra bir şeyler de öğrenmek istiyorsan Gary Small’un yalnızca bu kitabı değil, diğer kitapları da bu konuda oldukça başarılı. En azından okuduğum çoğu psikolog / psikiyatrist kitaplarının tam tersine kesinlikle vakit kaybı değil.

Alternatif olarak, Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun da aynı formatta yazdığı Madalyonun İçi isimli kitabı hoşuma gidenler arasındaydı, seneler önce okumuş olmama rağmen. Üstelik Gülseren Budayıcıoğlu, Ankara’daki kliniğinde edindiği anıları kaleme aldığı için kahramanlarımız Meşrutiyet Caddesi’nde dolanan, Tunalı’da takılan insanlardan oluşuyor - okuyanı gerçekten etkiliyor bu durum.

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri'ne geri dönmek gerekirse, Woody Allen alıntısıyla başlayan bir kitap ne kadar başarısız olabilir ki? Lütfen edinin, lütfen okuyun.

İdefix’te indirim varmış: Buyrun burdan.
Ben e-book okumayı beceremiyorum ama başarabilenler için burada da PDF’i mevcut: Buyrun burdan.

İyi okumalarmış *-*

  • 19th July
    2014
  • 19
  • 17th July
    2014
  • 17
  • 17th July
    2014
  • 17

Gazze’ydi Gezi’ydi Berkin’di derken konuyu kişisel sataşmalara çevirecek kadar kafayı yiyin peki tamam, hiç yemeyin demiyorum ama #SavaşaHayır ve #YahudilereÖlüm hashtag’lerini peşpeşe kullanacak kadar da yemeyin bence abiler. Biz sizin gibi zeka küpü değiliz, devrelerimiz yanıyor bakın.

  • 17th July
    2014
  • 17

Çocukların içlerinde yaşadığı küçük dünyada, onları kim büyütürse büyütsün, haksızlık kadar içlerine oturan, onları duygulandıran başka birşey yoktur. Bir çocuğun karşılaşacağı haksızlık küçük, önemsiz olabilir ama çocuk da küçüktür. Onun dünyası da küçüktür.”

Charles Dickens - Büyük Umutlar

  • 17th July
    2014
  • 17

"İnsanların en zayıf yanları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden, inanmak için çırpınan kalabalıktır." (s.252)

Sabahattin Ali - İçimizdeki Şeytan

  • 17th July
    2014
  • 17
Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı.
Yusuf Atılgan
  • 17th July
    2014
  • 17
Acaba bir gün hepimiz kendi yıldızımızı yeniden bulalım diye mi yıldızlar böyle parlıyor?
Küçük Prens
  • 17th July
    2014
  • 17
  • 17th July
    2014
  • 17
People were bathing and posturing themselves on the beach
and all was the dreary, great robot limbs, robot breasts,
robot voices, robot even the gay umbrellas


But a woman, shy and alone, was washing herself under a tap
and the glimmer of the presence of the gods was like lillies,
and like waterlillies

D. H. Lawrence
  • 17th July
    2014
  • 17