• 22nd April
    2014
  • 22
  • 22nd April
    2014
  • 22

Dün sabah Ankara / Şaşmaz’da gerçekleşen otobüslerin kazasında tanıdık yitirmiş olmaktan çok korktum. O civarda oturan tanıdıklarıma bir bir ulaştım, bencillik bu ya, kimseye bir şey olmamış diye rahatladım bir de. Akşam saatlerinde Melis ilkokul arkadaşı Ahmet’in o esnada karşıdan karşıya geçerken çok ağır yaralanmış olduğunu, kaldırıldığı hastanede de öldüğünü söyledi. Melis’in ilkokul arkadaşı demek; Ahmet 91’li demek. Daha 23 yaşında demek. 23 yaşında, bir gram suçu yok, evinden habersizce çıktı ve bir daha geri dönemedi demek..

Biz gecenin efkar vakti vurduğunda birden bire “Acaba Ahmet sevdiği kıza 'seni seviyorum ben' diyebilmiş miydi?” diye düşündük. Öyle ya, gencecik adam. Kesin vardı içinde bir aşkı, bir heyecanı. Kesin vardı birini koklayası. Acaba o kişi bunu biliyor muydu? Yoksa erteleniyor muydu? Acaba bir gece önce yatağına yattığında onunla ilgili hayaller kurmuş muydu Ahmet? Aptal aptal bunları düşündük. Cevaplar ise bugün öğle namazıyla toprağa verildi..

Emre Gökçe (YEG) Gayb’da der ya hani; “Her gün biraz daha gecikiyorsun, dün ölmüş olabilirdim” diye. Geciktirmeyin abi iç döküşlerinizi. Cevaplar hayata pamuk ipliğiyle bağlı, bırakın gitsin boşluğa. Ne kaybedeceksiniz? İnsanlar hayatını kaybediyor, siz ne kaybedeceksiniz? Ahmet’in yerine de sevin hatta, onun yerine de sevişin. Onun yerine de konuşun. Sizi bir tek ölüm sustursun. Vakit varken konuşun.

  • 22nd April
    2014
  • 22
  • 22nd April
    2014
  • 22
  • 22nd April
    2014
  • 22

Woodkid gerçekten iyi bir müzisyen. Ama ziyadesiyle kusursuz bir klip yönetmeni. Ki bence klip yönetmenliğiyle sınırlı kaldığı her an varoluşuna zarar, acilen sinema amaçlı sıvamalı kollarını. Gerçekten çok heyecanlandırıyor bu adamın grafik kapasitesi beni, Tim Burton bile geri dursun bi. O denli.

  • 22nd April
    2014
  • 22
  • 22nd April
    2014
  • 22

O-yo yo yo! Annem tumblr açmış. Annem tumblr açmış, bir de “Lanet olsun, sebebi neydi ki?” dediğimde “Takip etmek için üye olun yazıyodu profilindeee. Etmiyim mi çocuğumu takip?” yanıtını veriyor. Nicki her zamanki gibi dione06. Adeta bir oksimoron. Sen git mitoloji ekolünün en taşşaklı temsilcilerinden birini kendine rumuz edin, yanına 06 koy sonra. Büyük dedem Sevgili Uranos Sincan’ın en eski tanrılarındandı çünkü. Siz bilmezsiniz, buralar eskiden hep Olympos’tu, vesaire.

Ya benim bile Twitter’ım yok, annemin var. Daha “Instagram” demeyi beceremediği halde benden aktif kullanıyor, ona da tamam. AMA TUMBLR NEDİR YA? Anne sen naber ya???

  • 21st April
    2014
  • 21
  • 21st April
    2014
  • 21

BİR GECE ÇOK SIKILMIŞTI, OTURDU YAZDI;

Kendimi anneannemin eski halılarındaki karışık desenlerin yalnızca herhangi bir çizgisiymişim gibi hissediyorum. Olmasaymışım da o karışıklıkta çok fark edilmezmiş yokluğum yani. Eğri bir çizgiyim hem de. Köşelerim, keskin dönüşlerim yok. Hep ortalarda bir yerlerde geziniyor kimliğimin en önemli uçları. Siyasi görüşüm yok, dinim yok. Chelsea’den ideoloji, Kasabian’dan din yarat - oracıkta inanırım. Takıntılı olduğum birkaç sevgi dışında çok da bölüştüresim yok içimdeki boş alanı başka şeyler arasında. Hayatımdaki karakterler hep gri, kesinlikle siyah ya da kesinlikle beyaz değiller. Onlar da benim gibi, bazen iyi bazen kötüler işte. Hiçbir zaman pür şeytan ya da pür melek bir kimsem olmadı benim.

10’lu yaşlarım genç kız dergilerindeki erkek testlerini çözmekle geçmedi. Bir erkeği etkilemenin 7 yolundan birisi hakkında bile fikrim yok. Hiçbir zaman bir vitrinde gördüğüm bir ayakkabıya aşık olup günlerce onu sayıklamadım. Yürüdüm geçtim vitrinlerin önünden. İnsanların önünden geçtiğim gibi. Takıya tokaya düşkün olmadım hiç. Bileklerim hep boştu, parmaklarım da öyle. Saçlarım hep dağınıktı. Ben hiç ceket giymedim.

Öyle idealimdeki erkeğim falan da yoktur benim. İdealim yok ki kalksın bir de erkek kavramını kapsasın. Bir tane çok eski bir sevgilim var işte; ona benzeyen adamlar hayırlı, ona benzemeyenler hayırsız. 5 ayı aşkın süredir sevgilisizim; işleri 'hayırlısı be gülüm'e devrettim. Son 1 aydır “belki bu yaz yeniden tanışırız”lı yazılar yazıyorum. Çünkü; belki bu yaz yeniden tanışırız..

Hiç su içmiyorum. Susuzluktan öleyazmadığım müddetçe elime bir bardak alıp da bir damla su içmiyorum ben, annem çok kızıyor. Hemcinslerimin ilk bakışta incelediğim yerleri kalçaları. Çünkü benim kalçam yok. Bunun için son iki aydır platesin popoya tekabül eden hareketlerini uyguluyorum kendi odamda; yanlışlıkla karın kası yapmışım. Geçenlerde iş görüşmesine gittim; insan kaynakları kadın “Kendinizde gördüğünüz en büyük eksiklik nedir?” diye sordu. “GÖT” diye bağıracaktım. Aslına bakarsan bugün çeviri sınavından yarım saatte çıktığımı fark eden hoca “Erken bitirdin?” diye sorduğunda “Biz bu işin orospusu olmuşuz hocam” diyesim de geldi. Her iki durumda da içimden geçen cevabı vermedim tabii. Ben küfür sevmem. Ben genelde içimden geçen cevabı veririm. Son günlerde tam tersi bir durum hakim olsa da ben en kolayını yapıyorum; insan suçlayıp geçiyorum. Bu arada sınavım iyi geçti, iş görüşmesini de aldım. “Şartlar uymuyor” diyerek olmayan kıçımı dönüp gittiğim halde aldım hem de. Şartları bana uydurdular. Artık işbirlikli bir tercümanım.

Üzerine en çok düşündüğüm şey ölüm. Ölüm hakkında hiçbir şey düşünmediğimi düşünüyorum çünkü. İnsanlar öldüğünde hiçbir değişiklik olmuyormuş, sadece artık müzik dinleyemiyorlarmış gibime geliyor. Ölen insanların arkasından en çok bunun için üzülüyorum. Bence asıl trajedi ölmek değil, müzik dinleyememek. Sağır insanlar ölü. Çoktan ölmüşler. Gezegenimiz Augustus, korku filmi seti gibi; habersizsin. Özledin mi sen beni?

Düşünüyorum da, benim kocaman sancılarım, üstesinden gelmekte zorlandığım sıkıntılarım da yok hiç. Şimdilerde Kasabian’ın yeni albümünü bekliyorum, en büyük sancım bu. Yarın Atletico Madrid - Chelsea maçı var. Çok büyük acı çekeceğim. İdman niyetine Uefa marşını dinliyorum açıp açıp, iki gündür. Çünkü maçın başında stadyumda çalarken kalp meme yapıyor bende. Üstesinden gelmek lazım. İşte bunlar hep dert.

Çaresizlik dediğin Facebook’ta Arctic Monkeys paylaşan sevmediğin bir insan. Kulaklarını koparasım, parmaklarını ayırasım geliyor. Dinlemesin. Paylaşmasın. Cinayetin yasal olmaması büyük çaresizlik. Açlık mı? Pasta yerler geçer. Ama o kıza Arctic Monkeys dinletmemenin bir yolunu söyleyin haydi bana? Hapse mi gireyim? Pasta yerse geçer mi?

Beni nefretimden kudurtabilen tek olgu diş ağrısı. Zaman zaman güvercinlerden de nefret ediyorum; sevgilisini durduk yere benden kıskanıp arkamdan dedikodu yapmadığı sürece insanlardan nefret etmiyorum. Başka bir sebebi olsun o dedikodunun, yine etmem. Ama sevgilinin varoluşuna kafam girsin afedersin. Hah!

"Aynı apartmanda doğduk gibi bir şey" olan 20 senelik arkadaşım Melis’le barıştım. İnsan birini gerçekten çok sevdi mi nasıl da kaldığı yerden devam ediyor "Senin için ölürüm ben gerizekalı"larına. Özetle, zamanında seni gerçekten sevdiğime inanıyorsan hiç düşünme; senin için de ölürüm, gerizekalı.

Özledin mi sen beni?

Hallelujah.

  • 10th November
    2013
  • 10

Sulu boya yapmak istiyorum.
Ev ödevimi pazar gecesine bırakmak istiyorum.
Dolmanın kabuğunu reddetmek istiyorum.
Göz yakmayan şampuan istiyorum.
Naftalin kokulu kışlıklarımı istiyorum.
İpek ılık süt içsin istiyorum.
Çocukluğumu istiyorum :/

  • 10th November
    2013
  • 10

"Başımı önüme eğerdim âşık olunca; kimi zaman kaldırım taşlarını, kimi zaman yanımdan geçen insanları sayardım. Acı çekmeye razıydım, ölüp ölüp dirilmeye. Susmaya razıydım o zaman, ağlamaya, ağlarken titremeye, kendim olmaya sahtelik katmaksızın, kâbuslar görmeye, kâbuslarda ölmeye, öldürmeye. Evet, adam öldürmeye razıydım o zaman, âşık olacaksam tam olmalıydım, acılardan kaçmadan, korkuların üzerine giderek, onları ezerek. Ölümcül hastalıklar gibi kanıma işleyen aşkları severdim ben. Gözlerimden yaş yerine diken akıtan aşkları severdim."

~ Nü Peride

  • 10th November
    2013
  • 10
- Burda uçmaz Barışcım, çok küçük gelir bu avlu ona.
- Küçük uçurtma uçururuz.
- Yine uçmaz. Kocaman çayırlarda uçurmak gerekir.
- Kocaman çayır nasıl olur İnci?
Uçurtmayı Vurmasınlar (1989)
  • 10th November
    2013
  • 10
  • 10th November
    2013
  • 10
  • 10th November
    2013
  • 10