• 21st October
    2014
  • 21
  • 21st October
    2014
  • 21

Evde D-smart montajı var. Odama Smart Spor naklettireceğim.
Biter bitmez de balkona “Borussia Dortmund - Galatasaray maçı, giriş 20 tl (ilk içki bedava), kahve 5 bira 10 tl” diye pankart asacağım, yanına da GS bayrağı iliştirdim mi tamamdır.

E para kazanmak lazım abiler.

  • 21st October
    2014
  • 21

[3 gün önce, annem internetten Güllerin Savaşı’nı izliyor]:
Annem: Ay Selcan ben bu kadını sana benzetiyorum hep. Sakin sakin laf sokuşları falan, her hareketinde aa Selcan diyorum.
Ben: Kim?
Annem: Gülfeem.
Ben: Hmm. Teşekkürler.

[Az önce, annem internetten yine Güllerin Savaşı’nı izliyor]:
Annem: Ne adi bi karı bu ya. Ne adi ya!
Ben: Kim?
Annem: Gülfeem.
Ben: Hmm. Teşekkürler.

  • 20th October
    2014
  • 20

O değil de Sertab Erener’le Demir Demirkan bile ayrıldıysa “aşk” denen şey bir yerlerde can çekişiyor olmalı, biri ambulans çağırsın.

  • 20th October
    2014
  • 20

kasabian-empire:

Bow (official video)

Oha adamlar 1 hafta içinde 2 klip yayınladı! İlk defa bir Kasabian videosunun ilk 100 izlenmesine dahil oldum. İlk defa bir klipte Sergio tek başına. Yüz bin kere oha!

  • 20th October
    2014
  • 20
  • 20th October
    2014
  • 20

BENİM DE SÖYLEYECEKLERİM VAR.

Perihan Mağden’in Cem Garipoğlu ile haddinden fazla empati kurduğu yazı [başka bir şekilde betimleyemedim, oysaki bu ağız bozulmayı hak ediyor] hakkında benim de söyleyeceklerim var, her ne kadar yeni fırsat bulmuş olsam da. Yazının başlığı “Cem’in halleri”nin sınavından bahsediyor ama sınanan tek taraf okuyucu ve okuyucunun zavallı sabrı vesselam. İlk harfinden son noktasına kadar, her cümle başına 5 paragraf çirkinleşilebilir ama ben özellikle şu kısmı hakkında bir şeyler söylemek istiyorum:

"Münevver’in bir teğmenle mesajlaşmasını yakalamıştı. Bebek Starbucks’ta tanıştığı fakir kızı Münevver’in, takma tırnakları vardı. Münevver bakireydi. Münevver’e 30 kişilik bir doğum günü partisi düzenlemişti. Sabah akşam mesajlaşıyorlardı. Münevver o gün okul çıkışı evine gelmişti. Daha önce de bir kez ona “Sen erkek misin?” demişti. Yine demişti."

Altı çizilmeye çalışılan şey:

"Münevver başkalarıyla mesajlaşıyordu yani sadakati sallantıdaydı. Takma tırnakları ile, fakir bir kız olduğu halde Bebek Starbucks’ta geziniyordu ve fakir bir kızın o tırnaklarla burada ne işi vardı? Cem ona doğum günü partileri düzenler ve bütün vaktini ona adarken her şey iyiydi güzeldi, Cem onu öldürünce mi kötü oldu? Ayrıca bakire kızın Cem’in evinde ne işi var, hele bir de erkeklik sorgulamalar falan.."

Takma tırnakları varmış Münevver’in, okul çıkışı Cem’in evine gitmiş. Teğmenle mesajlaşmış Münevver, fakirmiş haddi yokmuş. Canlı canlı kafasını gövdesinden ayırmak, onu paramparça etmek için ne kadar da geçerli sebepler öyle değil mi? Cem’in gözü kararmış ve Münevver’i öldürmüş. Bu kadar basitmiş. Cem’e acımayarak ona haksızlık etmişiz. Perihan denen, bana “Ah şunu bir parçalasalar da ardından katiliyle empati kursam, katiline acısam” dedirten, şu beni insanlıktan çıkaran hemcinsimin yazdığı tüm tümcelerin özeti budur, hala okumamış olanlar varsa lütfen boşuna o güzel vakitlerini harcamasınlar.

Güya Cem yaptıklarından o kadar utanmış ve pişman olmuş ki dayanamayıp kendini öldürmüş. Sen tımarhanede olması gereken insanı alıp hapishaneye koyarsan adam aklı başında kafayla cezasını çekmek yerine geberip kurtulur elbet, ne bekliyordun ki sistemcim?

Köşe yazarı ile hemfikir olduğum tek bir nokta da yok değil; “Cem’in akıl sağlığını hiç kale almamışız” diyor kendileri. Hep aynı örneği veriyorum ama “kedi katleden Can Aksoy” konusunda da “Asalım, keselim, hapse atalım, linç edelim, gebertelim” diyen arkadaşlarıma aklı başında olmayan bir insanı ölümle ya da hücreyle dahi cezalandıramayacağımızı, bunun bir ceza olmayacağını açıklamaya çalışmış ve “Seni kim sevmedi de bu hale geldin Selcan” gibi iğrenç ithamlara maruz kalmıştım. Düşünsenize, asıp kesmekten bahseden insanlar bunun yerine terapi önerdiğim için beni sevgisizlik ve insan olmamakla suçluyordu, vesaire. Belki şimdi yine aynı şekilde tepki toplayacağım ama Münevver’in otopsi raporunu okumuş olan (ki ben çok zorlandım) hiçkimse Cem Garipoğlu’nun akli dengesinin ve ruhsal sağlığının yerine olduğunu söyleyemez. Böyle insanların yeri hücre değildir, cehennem de değildir; böyle insanların yeri ruh ve sinir hastalıkları kliniğidir. Bir insanın hasta vicdanını iyileştirmeden o insanın cezalandırılmasını ve cezasından sonuç çıkarmasını bekleyemezsiniz.

Dolayısıyla adam utanmış, adam pişman olmuş, adam kendisini öldürmüş - hikaye. Onun utanmaya yahut pişman olmaya yetecek akıl ve vicdan sağlığı mevcut değil. En fazla gerçekten ne yaptığını fark edemeden, gerçekten bir an olsun vicdanı parçalanmadan, gerçekten acı çekmeden ölüp gittiğine ve kendini kurtuluşla mükafatlandırdığına üzülürüm; gencecik bir insanın kendini boğarak öldürdüğüne değil. 18 yaşındayken haddi hesabı olmayan işkencelere maruz kalarak can çekişe çekişe ölen Münevver’in takma tırnaklarını tartışan medyatik insanlarla aynı ülkeyi paylaştığıma da üzülürüm. Ben Cem’e - çok hasta olduğu için - hep acıdım da Cem’e acımayarak ona haksızlık ettiğimiz savunuluyorsa ve buradan Cem’e yöneltilen acıma duygusunun Cem’e hak vermek olduğu anlamı çıkıyorsa ben Cem’e acıdığıma da üzülürüm.

Münevver, değil takma tırnaklarla, isterse tüm bedeni silikonla - değil Bebek Starbucks’a, isterse Venedik Starbucks’a giderdi. Değil bakire olmak ve erkek arkadaşının erkekliğini sorgulamak, isterse o evde o adamın altına yatardı ve bu bunu otuzuncu yapışı olurdu. Bunların hiçbiri “özgür” bir “birey”in ölümünü meşru kılamazdı. Burada açık ve seçik bir şekilde verilmeye çalışılan “Su testisi su yolunda kırıldı” mesajını nice mide bulantılarıyla kınıyor ve bu konuda bir türlü susamıyorum, dilim hep Münevver diyor.

Çünkü hissediyorum, o toprağın altında gözlerinin pınarları sızlıyor. Dayanamıyorum.

  • 18th October
    2014
  • 18
Bir erkeğin kalbi fesat, habis bir şeydir Meryem. Bir ananın rahmine hiç benzemez. Kanamaz, sana yer açmak için genişlemez..
Tom Robbins - Parfümün Dansı
  • 18th October
    2014
  • 18

"Bigin ginlirdin Finirbihçi, bigin ginlirdin Gilitisiriy!"
Hayır, bugün günlerden Cumartesi ve 13 kupalı, "Captain, Leader, Legend" markalı defans oyuncumuz John Terry hayatının 500. Chelsea maçında forma giyecek. 500 maç, içindeki Terry imzalı golleri ve asistleri saymaya kalkıştım lakin gücüm ve sabrım yetmedi. Her futbolcuya nasip olmayacak türden bir istikrar ve rakamdır bu. Bugün günlerden Cumartesi ve gün kaptanımın günü anasını satayım, shit thi fick ip.

  • 18th October
    2014
  • 18
  • 17th October
    2014
  • 17
  • 17th October
    2014
  • 17

Harcadıkça azalmayan, aksine çoğalan ender şeylerden biri olsa gerek şu sevgi. Sev sev bitmiyor abiler, sev sev hiç bitmiyor.

  • 17th October
    2014
  • 17

Hayat bazen öyle ince götlükler yapıyor ki; kendimi programına konuk aldığı şarkıcı şarkısını söylerken sözleri bilmediği halde şarkıya eşlik etme çabasına giren ve bunu yaparken kamera zoom’una yakalanan o zavallı sunucular gibi hissediyorum.

  • 17th October
    2014
  • 17
  • 17th October
    2014
  • 17